Ruhsal Hastalıklar ve Tedavisi

Ruhsal Hastalıklar ve Tedavisi

Ruhsal hastalıkların tedavisinde ilaç tedavisi, psikoterapi birlikte uygulanmalıdır.

Antidepresif, antipsikotik, anksiyolitik ve duygu durumu dengeleyici özellikte birçok ilaç bulunmaktadır. Toplumda ruhsal hastalıklara yönelik kullanılan ilaçlarla ilgili yanlış önyargılar bulunmaktadır. En çok bağımlı yaptığı ve kişileri uyuşturduğu yönünde bir kanı vardır. Yeşil reçete kapsamında olmayan ilaçlar için bu yargılar yanlıştır. Antidepresif, antipsikotik ve duygu durum dengeleyici ilaçlar uyuşturucu değildir ve alışkanlık yapmaz.

Birçok psikoterapi yöntemi vardır: klasik psikanaliz, analitik yönelimli psikoterapi, davranışçı psikoterapi, bilişsel terapi, aile terapisi, evlilik terapisi, cinsel terapiler, destekleyici terapi vb. Günümüzde ideal olan birçok farklı terapi yöntemini hastaya uygun olan bir yaklaşımda birlikte uygulayabilmektir. Örneğin takıntıları (obsesyonları) veya korkuları olan bir hastada, ilaç tedavisinin yanısıra, sorunlarını ele alan analitik psikoterapinin yanısıra bilişsel davranış tedavisi, gerektiğinde aile veya evlilik terapisi de uygulanmalıdır.

Psikanalitik yönelimli psikoterapi kişinin sorunlarının nedenlerine inmeyi ve sonuçta hastadaki kişilik özelliklerini değiştirmeyi hedeflemektedir. Bugünkü yaşam koşullarında klasik psikanalizin (en az 3-5 yıl, haftada 3-5 kez 45 dakikalık görüşmeler) çok uygun olamadığı vurgulanmaktadır. İdeali hastanın gereksinimlerine uygun olan biçimde haftada bir görüşmelerdir.

Bilişsel davranışçı tedaviler hastadaki davranışları ve hastanın düşünme şeklini değiştirmeyi hedeflemektedir.

Evlilik sorunları için evli kişilerin birlikte katıldığı evlilik terapisi uygundur.

Cinsel terapiler cinsel sorunların tedavisinde oldukça başarılıdır. Çift birlikte katılır. Davranışçı yöntemler uygulanır. Ülkemizde cinsel tedaviler yeterince bilinmediği için ve bu sorunları olan kişiler diğer hekimler tarafından (aile hekimi, kadın doğum ve üroloji uzmanları) psikiyatristlere yönlendirilmedikleri için hastaların sorunları yıllarca sürebilmektedir.

Destekleyici psikoterapi

Destekleyici psikoterapi kavramı 20. yüzyılın başlarında amaçları psikoanalizin amaçlarından çok daha sınırlı bir tedavi yaklaşımı olarak geliştirilmiştir. Destekleyici psikoterapi hastanın kişiliğini değiştirmek yerine ciddi psikiyatrik hastalıkların yeniden alevlenmseini önlemek amacıyla hastanın yakınmaları ile başa çıkma konusunda veya bir kişinin geçici problemine yönelik yardımcı olmayı amaçlar. Destekleyici psikoterapide kullanılan temel yöntemler övgü, güvence, cesaretlendirme ve yeniden çerçeve çizmedir. Ayrıca destekleyici psikoterapi dışavurumcu ve davranışçı bilişsel terapi tekniklerini de kullanan eklektik bir terapidir. Başarılı bir destekliyici terapi için kişinin analitik terapi özelliklerini iyi bilmesi ve hastasını analitik yönden analiz edebilmesi gereklidir. Destekleyici psikoterapinin krize müdahalede ve şizofreni, depresyon, anksiyete bozuklukları, madde kullanım bozuklukları, kişilik bozuklukları ve anoreksiya nervosa tedavisinde etkinliği gösterilmiştir.





Diğer Yazılar